15 Aralık 2020 Salı

ağustos & eylül & ekim & kasım aylarına genel bakış ;

 merhaba,
son 4 ay boyunca bir şeyler yapsam da pek blog yazı girmek isteği gelmedi içimden. hiç yoktan okuduğum bir kitabı ya da seyrettiğim bir filmi yazsaymışım keşke diyorum şimdi. geçen 4 ayda yaptıklarımı kısaca şöyle listeledim, fırsat buldukça da en beğendiklerimi yazı olarak paylaşacağım. 

ağustos 


eylül
ah çalıkuşu ah! daha önce başlamış fakat okumayı yarım bırakmıştım
gerçekten bazı şeylerin zamanları var ya. çalıkuşu bir kitap değil, bir başyapıt. 
kitap okumadım ben adeta feride ile yaşadım bütün olayları. okumayan varsa
hiç şüphesiz okusun, enfesti. 


ekim
müthiş verimsiz geçmiş bir ay. ölümün şifresi'ni okumak beni bir miktar
 kitaplardan uzaklaştırınca çareyi harry potter'da buldum, evet. 

kasım
ekim ayına kıyasla oldukça verimli bir ay oldu. hp serisini bitirmiş olmak 
beni çok üzdü, keşke hiç bitmeseydi. gurur ve önyargı filmini ne kadar
beğendiysem kitabı o kadar sıkıcıydı, sanırım hayatımda ilk kez 
filmi beğendim diyebilirim, üzülerek. 







13 Aralık 2020 Pazar

film : the call (telefon)


Adı: Call |  The Call | 콜 | Telefon 
Tür: Gerilim, Fantastik/Bilim Kurgu, Gizem
Yönetmen: Lee Choong Hyun
Senaryo: Lee Choong Hyun
Yapımcı: Jeong Hul Sun
imdb: 7.1
Süresi: 114 Dakika
Yaş Sınırı: 16
Gösterim Tarihi: 27 Kasım 2020 (Netflix)
Ülke: Güney Kore
Oyuncular : Park Shin Hye, Jeon Jong Seo, Lee El, Kim Sung Ryoung, Lee Dong Hwi
Konusu : Film, annesi hasta ve babasını çocukluğunda kaybetmiş olan Seo Yeon'un uzun zaman önce yaşadıkları evine dönmesiyle başlar. Seo Yeon, evde bulunan telefon ile 20 yıl öncesinde yaşayan Young Sook ile haberleşme imkanı bulur. Şuan yaşadığı evde 20 yıl öncesinde yaşayan Young Sook, bu telefon konuşmaları sırasında Seo Yeon'un babasını kurtarmayı teklif eder. Geçmiş değiştikçe gelecek yeniden şekillenirken Young Sook çıkar sağlamaya çalışmaktadır.

25 Kasım 2020 Çarşamba

sessizliğimi de dinler misin?

nereden başlasam, söze nasıl girsem bilemiyorum. kafamın içinde sürekli dönen bu konular neden, nasıl kelimelere dökmek istediğimde yok olup gidiveriyor? bilmem ki. beni dinle istiyorum ama anlatamıyorum ki... düşüncelerin ses bulsa her şey daha kolay olmaz mıydı acaba? o zaman da mutsuz olurduk kesin, insanız sonuçta 'ne nankör' varlıklarız değil mi? hiçbir şey tatmin etmiyor bizi, hep daha fazlasında gözümüz... hep kopuyorum konudan, farkındayım. dedim ya, nasıl başlayacağımı bilemiyorum. 

ne zaman 'tamam, bu sefer ayaktasın' desem hep bi' sorun çıkıyor hayatımda. hayatın bana sunduğu sonsuz şans hakkını hep görmezden geliyorum. hayat, diyorum 'gene taktı çelmeyi bileklerime' oysa bir bakıyorum her seferinde çelmeleri kendi ayağıma takan benmişim. fırsatları geri tepen benmişim. hep imrenirim bilir misin, doğru yerde doğru zamanda olan insanlara. onlar çok mu şanslı yoksa kendilerine şans alanı mı yaratıyorlar? anlayamadım, bunca yıllık yaşantımda. ben nasıl oluyor da hep doğru zaman doğru yer kombinasyonunu kaçırıyorum? yaşama tutanma isteğinin azlığından mı kaynaklı, 'bu sefer de olmasın bakalım' diye geçiştirdiğimden mi yoksa? ben nerede yanlış yapıyorum sence? 

belki de çok önemsediğimden, akışa bırakmadığımdandır. hah! ne kadar yol kat edersem edeyim hep olduğum yerde sayıyor gibi hissediyorum. aynı girdabın içine hapsolmuş kalmışım sanki. boğuyor, nefes almakta zorlanıyorum... gene de devam ediyorum yola ama hep bi' kısır döngüdeyim işte. koşuyorum koşuyorum hala başlangıç noktasındayım... varış çizgisi nerede peki? 

yaşıtlarıma bakıyorum ve en çok da o zaman giriyorum bu girdaba. 'yaşıtlarına bak, birde kendine. onlar neler neler yapıyor sen ise hala duygularının girdabında boğulmaktasın!' ne var biliyor musun, en çok kendime kızıyorum. kendimi suçladığım için mi kurtulamıyorum sence bu girdaptan? bazen, soruyorum kendime, hiç mi çaba göstermiyorum acaba ben çabalıyormuşum gibi mi geliyor sadece? ne zamanı yakalayabildim ne zamanda kalabildim. ne içindeyim büsbütün ne de dışarıdan seyrediyorum. koca bir boşluktayım da süzülüyorum öylece. biliyor musun, benim yaşama amacım yok. her şey o kadar boş geliyor ki. sanki bir oyunun içindeyim, benim dışımda herkes figüran ve yalandan ibaret gibi. anlamsız geliyor, istediğim her şeyin kursağımda kalması. öyleyse, her şey bir oyundan ibaret, demek ki. öyle mi sence? 

kendimi sevmeyi öğrenirsem her şey düzelir sanmıştım, yanılmış mıyım? yoksa sadece kendimi sevmiş gibi mi davranıyorum. bulunduğum zamana ait hissetmemek beni yoruyor, beni yoran bu. buraya, bu zamana belki de bu dünyaya ait değilim. öyleyse ait olduğum zaman neresi? benim mutlu halim ait olması gereken zamanda mıdır? evet, biliyorum. 'bitti dediğin yerden başlar hayat' diyorsun ama başladığında ben burada olmazsam. ya her şeyden vazgeçebilecek kadar gözüm dönerse? en çok bundan korkuyorum. 

inan bana, çabalıyorum. yaşamak, hayatta kalmak, başarmak için... çabalıyorum. en sonunda ulaştığım gene başlangıç çizgisi oluyor. öyleyse, neden çabalıyorum? işte beni en çok yoran bu. 





28 Ekim 2020 Çarşamba

Yepyeni Ford Puma: Şehirli Bir SUV!

Ford’un yeni SUV otomobili Yepyeni Ford Puma; modern, şık ve cesur görümüyle dikkat çeken bir tasarımla karşımızda. Alışılan SUV tipi araç görünümü aksine fazlasıyla modern, zarif ve şık görüntüsüyle şehir trafiğinde dikkatleri üzerine çekiyor. Metropolde alışık olmadığımız kadar şık bir SUV tasarımı ile şov yapan Yepyeni Puma, asfalt zemin dışında da yüksek performansıyla şaşırtıyor.

7 ileri otomatik vitese sahip Yepyeni Puma, Ecoboost Hybrid motor teknolojisi ile çevreci ve yenilikçi bir duruş sergiliyor. Bu teknoloji gerektiğinde benzinli motorun elektrikli bir motor ile desteklenerek yakıt tasarrufuna ve uzun mesafeleri düşük emisyonla kat etmenize imkân sağlıyor. Yüksek performansına rağmen klasik motorlara göre CO2 emisyonu ciddi ölçüde düşük.


Sınıfının En Büyük Bagaj Hacmi
Zarif görünümünün aksine, sınıfının en büyük yıkanabilir bagaj hacmine sahip. 80 litrelik su geçirmez ve tahliye tapası olan ekstra bir Megabox’ı sayesinde ek depolama alanı yaratarak, özellikle sporseverler için kolaylıkla muhafaza edilebilir bir alan oluşturuyor. 
Ayrıca sadece sizin değil evcil hayvanınızın da konforu düşünülmüş ve Hayvan Dostu olarak tasarlanmış. 

Güvenlik ve Park
Teknolojik yeniliklerle donatılmış Yepyeni Puma’nın Adaptif Hız Kontrol Sistemi ayarladığınız takip mesafesine paralel olarak trafiğin akış hızına göre hızınızı ayarlayarak takip mesafesini koruyor. Olası tehlike durumlarına karşı Acil Durum Manevra Destek Sistemi,Adaptif Hız Kontrol Sistemi, Şerit Takip Sistemi ve Hizalama Asistanı gibi pek çok teknolojiyi destekleyen Ford Co-Pilot360 özelliği mevcut. Geri Görüş Kamerası, Gelişmiş Otomatik Park Sistemi, Çapraz Trafik Uyarı Sistemi ile şehrin yoğun ve dar alanlarında bile park etmeyi fazlasıyla kolaylaştırıyor.



Kişiye Özel Sürüş Modu
Normal, Eco, Spor, Kaygan Zemin ve Arazi olarak 5 farklı sürüş modu var. 12.3” Dijital Gösterge Panelinde seçtiğiniz her mod için farklı bir tema rengi mevcut.
Ayrıca seçilebilir sürüş modları sayesinde gaz tepkisi, direksiyon hassasiyeti ve vites değiştirme ile ilgili tüm alışkanlıklarınıza uygun bir sürüş modu da belirleyebilirsiniz. Yepyeni Puma, sizin stilinize göre bir yol bularak size özel ve ayrıcalıklı hissettiriyor. 

İsterseniz müziğin ritmi, isterseniz mesaj içeriği!
Kalitenin karşılığı B&O Ses Sistemi teknolojisi ile 575 watt’lık ses sistemine sahip. Dijital hayattan ve telefondan kopmak istemeyenler de fazlasıyla düşünülmüş. Ford SYNC  teknolojisi sayesinde telefondan kopmadan isterseniz sesli komutlarla müziğinizi kontrol etmenin tadını çıkarın, isterseniz de metin mesajlarınızı Yepyeni Puma size sesli olarak okusun. Ford SYNC  teknolojisi sayesinde telefondan kopmadan konforlu ve güvenli yolculukların keyfini sürün.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

12 Ağustos 2020 Çarşamba

temmuz ayı genel raporu & 2.geleneksel ödül töreni

Evet, bu güzel geceden herkese tekrar merhabalar. Bu güzel etkinliğe teşrif ettiğiniz için ne kadar mesudum bilemezsiniz... Bu ay geçen aylara göre oldukça verimsiz ve isteksiz geçtiği için ödül törenimiz biraz aksadı. Müthiş bir isteksizlikle bu kadar başarı sağlayabildik, efenim. Bunun için oldukça hüzüntü duymaktayız. *gözlersulanır* 
Ama her şeye rağmen ödül töreni devam etmeli veeee... Geleneksel bir hale gelmeli diye düşünmekteyiz. "Birincisinde de fevkalede Geleneksel değil miydi?" dediğinizi duyar gibiyim. Şimdi Dabıl Geleneksel olacak. *şaka* 

Evet, lafı çok uzatmadan hemen adaylarıma bakalım.. 
Dizi,
Film,
Kitap,
Şarkı Adaylarımız şöyle...

9 Temmuz 2020 Perşembe

kitap & dergi alışverişi - dizginlenemeyen bir alışveriş

Güneşli ve kavurucu bir günden bütün blog okurlarına merhabalar... Son birkaç gündür aşırı bir sıcak var, insan nefes alamıyor. Haziran ayının verimini, neşesini, heyecanını temmuzun ilk saatlerinden itibaren kaybettik desem yeridir. Bütün haziran ayındaki gezegen olayları tekrar yaşanabilir mi? Birazcık şevkim kaçtı da onu geri almam lazım, hiç mi yapamıyoruz, birazcık bile mi? *Satış Danışmanı hayır,efendim diye kıkırdayarak bizi uğurluyor* 

Bloga yazacak çok şeyim var aslında, o kadar çok ki, gözümü korkutuyor ben bu kadar şeyi ne ara yazacağım, nasıl yazacağım... Sonra zaten şu isteksizlik durumu da tuz biber oluyor bu düşüncelerime. Sürekli yatasım geliyor, hareket ettikçe terliyoruz zaten...

1 Temmuz 2020 Çarşamba

mayıs & hazirana ayına genel bakış & 1.geleneksel ödül töreni


1. mi geleneksel ödül töreni ? o.O

Merhabalar, sevgili ve çok değerli okurlarımız. Geçen ay oluşturduğum raporu paylaşma imkanı bulamamıştım- daha doğru tabir ile blogla pek ilgilenmedim- Ve bu ay aklıma bir anda gelen neden bir ödül töreni yapmıyorum ki sorusu ile kendimi aşağıda görmüş olduğunuz minnoş şeyleri hazırlarken buldum. Bu iki ay(mayıs ve haziran) çok yazı girmediğim için blogu böyle bir şeyle ödüllendireceğim ve güzelliğine güzellik katacağım. Çok sevgili okurlarımız(gökyüzünde yaklınan bir ses kulaklarınızı dolduruyor) 1.Geleneksel Ödül Törenimize HOŞ GELDİNİZZZZZZ *ALKIŞALKIŞ*

Neye Bakmıştınız?

Translate

Favori Kitap Alıntım ~

Bakın! Güneş, ilkbahar, çiçek dolu tarlalar, sabahleyin uyanıp şakıyan kuşlar, bulutlar, ağaçlar, doğa, özgürlük, yaşam, ne yazık ki hiçbiri benim değil artık!
Bir İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo

Toplam Tıklanma Sayısı